Allah'ın Rahmeti ve Bereketi üzerimize olsun diyerek yeniden
huzurlarınızdayız.
Yeniden Ramazan ayına kavuşmanın derin manevî hazzı içindeyiz.
Bu
Ramazan-ı şerifte hayatımızın yegâne gayesi olan kulluğa dair bir inceliği
keşfetmek ve tefekkür ufkumuzu genişletmek istiyoruz.
Allah-u Teâlâ Kuran-ı Kerim’de şükrün, imanın bir nevi olduğuna,
nankörlüğün de küfürden bir şube olduğuna dikkatimizi çekiyor. Gerçekten
de iman etmiş bir insan, insan olmanın, hidayetin, kitaplarla, Resullerle
muhatap alınmanın değerini anlamış, bunun şükrünü eda etmeye koşan
insandır. Kerem sahipleri şükredene nimeti artırdığı için, iman ederek
şükredenin karşılığı sonsuz bir mükafat oluyor.
İnkar eden ise, insan olmanın, muhatap alınmanın, kulluk sözleşmesinin
getireceği vazifelerden kaçınmak adına, böyle büyük bir nimete şükretmeyen
ve ebedi bir mükafatı kaçıran bir zavallı değil midir?
Öyleyse bize
Müslümanlardan olmayı nasip eden ve kalplerimize imanı, taati sevdiren
Allah'a çok şükretmemiz gerekmez mi?
Rabbimiz bizden, en sevdiği kulu ve Resulünü gönderip muhatap aldığı
zaman diliminin yıldönümlerini oruçla geçirerek şükretmemizi istiyor. Bin
aydan hayırlı Kadir gecesini aramak için Ramazan ayını oruçla ve ibadetlerle
değerlendirmemizi emrediyor. Böylece çoğu zaman gafil kaldığımız
nimetleri fark etmemizi…
Bu sayımızda şükrün çeşitli yönlerini, üzerimizdeki şükür borcunun
büyüklüğünü tefekkür etmek istedik. Oruç ibadetiyle incelenmiş bir gönülle,
üzerimizdeki nimetlere şükretmenin tadına varmak için…
Hatice Kübra Ergin

Hiç yorum yok:
Yorum Gönder
Yorum Yazma Kuralları !
1- Küfürlü, Sataşmacı, Spam veya Reklam İçeren Yorumlar Yapmamaya
2-Yaptığınız yorumun, yazıyla alakalı olmasına Spam veya Reklam İçeren Yorumlar olmamasına özen gösteriniz.
3- Her zaman nazik bir üslup kullanmaya dikkat ediniz.
4- Cevap yazma süresi değişiklik gösterebilir.
5- Yorumlarınız Yönetici Onayından Geçtikten Sonra Yayınlanacaktır.
6- Anlayışınız için TEŞEKKÜRLER..
Dost Yurdu Radyo