.: Günün Ayeti :. .: Günün Hadis-i Şerf-i :. .: Günün Sözü :.
  Andolsun, Biz gökleri, yeri ve ikisi arasında bulunanları altı günde yarattık; Bize hiç bir yorgunluk dokunmadı. (kâf-38)   İyilik ahlak güzelliğidir. Kötü, kalbini rahatsız eden ve halkın öğrenmesini istemediği şeydir.   Sabırla nezaket birleşince güç doğar.(Leight Hunt)
Şu An Yayında: Yükleniyor...
Winamp, iTunes Windows Media Player Real Player QuickTime Stream Proxy
Dost Yurdu Radyo,İslami Radyo,dini radyo,ilahiler,ezgiler,sohbetler,canlı radyo, dini radyo, dursun ali erzincanlı, abdurrahman önül,eşref ziya,en güzel ilahiler, ezgiler, ilahi dinle, islam, islam radyoları, islami radyo, marşlar, online ilahi dinle, radyo, radyo islam, şiirler, ,canlı radyo, dini radyo, dursun ali erzincanlı, en güzel ilahiler, ezgiler, ilahi dinle, islam, islam radyoları, islami radyo, marşlar, online ilahi dinle, radyo, radyo islam, şiirler, ümmetin sesi,,Dini Radyolar,Radyo Dinle, Canlı Radyo, İlahi Nefesler, İlahiler, İlahi,En güzel ilahilerin yer aldığı çalma listemizden müzikli ve müziksiz ilahi dinleyebilirsiniz,ilahi Radyo Canlı Dinle, güncel yayını ,bedava mobil ilahi Radyo, Kesintisiz Dinle ,online ilahiRadyo internetten dinleme ,müzik , sitene ekle, Türk radyolarının en çok dinlenen ilahileri bu listelerde,Farklı isimlerden ilahiler,Meydân-ı Aşk,Ateş-i Aşk,Aldanma Dünya Varına,Taştı Rahmet Deryası,Tasavvuf Müziği,Allah Diyelim Daim,İlahilerden Seçmeler,7/24 Dinle .
Yüzüstü yere serilseniz bile, hala ileriye doğru hareket ediyorsunuzdur.

.: DUYURULAR :.


.: Flatcast Radyoları Kapatılmıştır Yeni Sistem Chat Sayfamıza Canlı Yayına Tıklayıp Girebilirsiniz:.
Lütfen Canlı Yayın Resmine Tıklayınız

.: KURALLAR :.


.: Lütfen Okuduğumuz Yazılara
Yorum Yapalım Tavsiye Edelim
Dostlarımızın Arkadaşlarımızın
Okumalarını Sağlayalım:.


DOST YURDU RADYO      BURAYA TIKLAYIP YENİ BİR SAYFA AÇABİLİRSİNİZ
Sitemiz En Güzel Crome Tarayıcıda Görünmektedir
2013 yılında yayın hayatına giren sitemizde şu ilkeleri benimsedik:

1. Gâyemiz Allah rızası ve Yüce İslam dinine elimizden geldiğince hizmettir.
2. Hedef kitlemiz öncelikle çocuklar, tüm Müslüman kardeşlerimiz ve diğer insanlardır.
3. Dini oyunlar, ilahiler ve çeşitli etkinliklerle din derslerinin daha eğlenceli ve verimli geçmesi bir diğer hedefimizdir.
4. Sitemizdeki tüm içeriklere herkesin ücretsiz ve üyeliksiz ulaşması amaçlanmıştır.
5. Blogger üzerinden yayın yapan sitemiz asla reklama yer vermemeyi birinci yöntem olarak seçmiştir.
6. Kullandığımız tüm İslami bilgilerin sahih İslam kaynaklarına dayanmasına azami özen gösterilmektedir.
7. Sitede bulunan içeriklerde kullanıcılar tarafından sahih dini bilgilere ve insan haklarına aykırı görülen içerikler hemen silinecektir.
8. En büyük sermayemiz ve tek gelirimiz siz değerli dostların bir hayır duasıdır.

İslam, Hz. Adem’den Peygamber Efendimize (s.a.v) gönderilen tüm dinlerin ortak adıdır.

Bu gerçeği ifâde için Kur’ân-ı Kerîm’de: “Allâh katında dîn İslâm’dır (Âl-i İmrân, 19) buyurulmaktadır.

” Bu hakîkat, bir başka âyet-i kerîmede şöyle buyurulur: “Kim İslâm’dan başka bir dîn ararsa bilsin ki, ondan (böyle bir dîn) aslâ kabul edilmeyecek ve o âhırette de zarar edenlerden olacaktır.” (Âl-i İmrân, 85)
Hadis-i şerifte: "Kim ümmetime dini işlerine dair kırk hadis hıfzediverirse, Allah Teâlâ onu alimler zümresinde haşreder.... Ben de kıyamet gününde ona şahid ve şefaatçi olurum" buyurulmuştur. 1- Kolaylaştırınız, güçleştirmeyiniz, müjdeleyiniz, nefret ettirmeyiniz. (Buhârî, İ lm, 12; Müslim, Cihâd, 6.) 2- İslâm, güzel ahlâktır. (Kenzü'l-Ummâl, 3/17, HadisNo: 5225) 3- İnsanlara merhamet etmeyene Allah merhamet etmez. (Müslim, Fedâil, 66; Tirmizî, Birr, 16) 4- Nerede olursan ol Allah'a karşı gelmekten sakın; yaptığın kötülüğün arkasından bir iyilik yap ki bu onu yok etsin. İnsanlara karşı güzel ahlakın gereğine göre davran. (Tirmizî, Birr, 55) 5- Hayra vesile olan, hayrı yapan gibidir. (Tirmizî, İlm, 14.) 6- Mümin, bir delikten iki defa sokulmaz. (Mümin, iki defa aynı yanılgıya düşmez) (Buhârî, Edeb, 83; Müslim, Zühd, 63.) 7- Allah, sizden birinizin yaptığı işi, ameli ve görevi sağlam ve iyi yapmasından hoşnut olur. (Taberânî, el-Mu'cemü'l-Evsat, 1/275; Beyhakî,.) 8- İman, yetmiş küsur derecedir. En üstünü “Lâ ilâhe illallah (Allah'tan başka ilah yoktur)” sözüdür, en düşük derecesi de rahatsız edici bir şeyi yoldan kaldırmaktır. Haya da imandandır. (Buhârî, Îmân, 3; Müslim, Îmân, 57, 58). 9- Müslüman, insanların elinden ve dilinden emin olduğu kimsedir. (Tirmizî, Îmân, 12; Nesâî, Îmân, 8.) 10- (Mümin) kardeşinle münakaşa etme, onun hoşuna gitmeyecek şakalar yapma ve ona yerine getirmeyeceğin bir söz verme. (Tirmizî, Birr, 58.) 11- İnsanların Peygamberlerden öğrenegeldikleri sözlerden biri de: “Utanmadıktan sonra dilediğini yap!” sözüdür. (Buhârî, Enbiyâ, 54; EbuDâvûd, Edeb, 6. ) 12- (Allah Rasûlü) “Din nasihattır/samimiyettir” buyurdu. “Kime Yâ Rasûlallah?” diye sorduk. O da; “Allah'a, Kitabına, Peygamberine, Müslümanların yöneticilerine ve bütün müslümanlara” diye cevap verdi. (Müslim, İ mân, 95 ) 13- Kim kötü ve çirkin bir iş görürse onu eliyle düzeltsin; eğer buna gücü yetmiyorsa diliyle düzeltsin; buna da gücü yetmezse, kalben karşı koysun. Bu da imanın en zayıf derecesidir. (Müslim, Îmân, 78; Ebû Dâvûd, Salât, 248.) 14- İki göz vardır ki, cehennem ateşi onlara dokunmaz: Allah korkusundan ağlayan göz, bir de gecesini Allah yolunda, nöbet tutarak geçiren göz. (Tirmizî , Fedâilü'l-Cihâd, 12.) 15- Zarar vermek ve zarara zararla karşılık vermek yoktur. (İbn Mâce, Ahkâm, 17; Muvatta', Akdıye, 31.) 16- Hiçbiriniz kendisi için istediğini (mü'min) kardeşi için istemedikçe (gerçek) iman etmiş olamaz. (Buhârî, Îmân, 7; Müslim, Îmân, 71.) 17- Müslüman müslümanın kardeşidir. Ona zulmetmez, onu (düşmanına) teslim etmez. Kim, (mümin) kardeşinin bir ihtiyacını giderirse Allah da onun bir ihtiyacını giderir. Kim müslümanı bir sıkıntıdan kurtarırsa, bu sebeple Allah da onu kıyamet günü sıkıntılarının birinden kurtarır. Kim bir müslümanı(n kusurunu) örterse, Allah da Kıyamet günü onu(n kusurunu) örter. (Buhârî, Mezâlim, 3; Müslim, Birr, 58.) 18- İman etmedikçe cennete giremezsiniz, birbirinizi sevmedikçe de (gerçek anlamda) iman etmiş olamazsınız. (Müslim, Îmân, 93; Tirmizî, Sıfâtu'l-Kıyâme, 56.) 19- İşçiye ücretini, (alnının) teri kurumadan veriniz. (İbn Mâce, Ruhûn, 4 .) 20- Rabbinize karşı gelmekten sakının, beş vakit namazınızı kılın, Ramazan orucunuzu tutun, mallarınızın zekatını verin, yöneticilerinize itaat edin. (Böylelikle) Rabbinizin cennetine girersiniz. (Tirmizî, Cum'a, 80.) 21- Hiç şüphe yok ki doğruluk iyiliğe götürür. İyilik de cennete götürür. Kişi doğru söyleye söyleye Allah katında sıddîk (doğru sözlü) diye yazılır. Yalancılık kötüye götürür. Kötülük de cehenneme götürür. Kişi yalan söyleye söyleye Allah katında kezzâb (çok yalancı) diye yazılır. (Buhârî, Edeb, 69; Müslim, Birr, 103, 104.) 22- ( Mümin) kardeşine tebessüm etmen sadakadır. İyiliği emredip kötülükten sakındırman sadakadır. Yolunu kaybeden kimseye yol göstermen sadakadır. Yoldan taş, diken, kemik gibi şeyleri kaldırıp atman da senin için sadakadır. (Tirmizî, Birr, 36.) 23- Allah sizin ne dış görünüşünüze ne de mallarınıza bakar. Ama o sizin kalplerinize ve işlerinize bakar. (Müslim, Birr, 33; ‹bn Mâce, Zühd, 9; Ahmed b. Hanbel, 2/285, 539.) 24- Allah'ın rızası, anne ve babanın rızasındadır. Allah'ın öfkesi de anne babanın öfkesindedir. (Tirmizî, Birr, 3.) 25- Üç dua vardır ki, bunlar şüphesiz kabul edilir: Mazlumun duası, misafirin duası ve babanın evladına duası. (İbn Mâce, Dua, 11.) 26- Hiçbir baba, çocuğuna, güzel terbiyeden daha üstün bir hediye veremez. (Tirmizî, Birr, 33.) 27- Peygamberimiz işaret parmağı ve orta parmağıyla işaret ederek: “ Gerek kendisine ve gerekse başkasına ait herhangi bir yetimi görüp gözetmeyi üzerine alan kimse ile ben, cennette işte böyle yanyanayız” buyurmuştur. (Buhârî, Talâk, 25, Edeb, 24; Müslim, Zühd, 42.) 28- Küçüklerimize merhamet etmeyen, büyüklerimize saygı göstermeyen bizden değildir. (Tirmizî, Birr, 15; Ebû Dâvûd, Edeb, 66) 29- Sizin en hayırlılarınız, hanımlarına karşı en iyi davrananlarınızdır. (Tirmizî, Radâ', 11; ‹bn Mâce, Nikâh, 50. Tirmizî, Birr, 15; Ebû Dâvûd, Edeb, 66.) 30- Cebrâil bana komşu hakkında o kadar çok tavsiyede bulundu ki; ben ( Allah Teâlâ) komşuyu komşuya mirasçı kılacak zannettim. (Buhârî, Edeb, 28; Müslim, Birr, 140, 141) 31- Birbirinize buğuz etmeyin, birbirinize haset etmeyin, birbirinize arka çevirmeyin; ey Allah'ın kulları, kardeş olun. Bir müslümana, üç günden fazla (din) kardeşi ile dargın durması helal olmaz. (Buhârî, Edeb, 57, 58.) 32- (İnsanı) helâk eden şu yedi şeyden kaçının. Onlar nelerdir ya Resulullah dediler. Bunun üzerine: Allah'a şirk koşmak, sihir, Allah'ın haram kıldığı cana kıymak, faiz yemek, yetim malı yemek, savaştan kaçmak, suçsuz ve namuslu mümin kadınlara iftirada bulunmak buyurdu. (Buhârî, Vasâyâ, 23, Tıbb, 48; Müslim, Îmân, 144) 33- Allah'a ve ahiret gününe imân eden kimse, komşusuna eziyet etmesin. Allah'a ve ahiret gününe imân eden misafirine ikramda bulunsun. Allah'a ve ahiret gününe imân eden kimse, ya hayır söylesin veya sussun. (Buhârî, Edeb, 31, 85; Müslim, Îmân, 74, 75) 34- Söz taşıyanlar (cezalarını çekmeden yada affedilmedikçe) cennete giremezler. (Müslim, Îmân, 168; Tirmizî, Birr, 79.) 35- Dul ve fakirlere yardım eden kimse, Allah yolunda cihad eden veya gündüzleri (nafile) oruç tutup, gecelerini (nafile) ibadetle geçiren kimse gibidir. (Buhârî, Nafakât, 1; Müslim, Zühd, 41; Tirmizî, Birr, 44; Nesâî, Zekât, 78) 36- Her insan hata eder. Hata işleyenlerin en hayırlıları tevbe edenlerdir. (Tirmizî, Kıyâme, 49; İbn Mâce, Zühd, 30.) 37- İnsanda bir organ vardır. Eğer o sağlıklı ise bütün vücut sağlıklı olur; eğer o bozulursa bütün vücut bozulur. Dikkat edin! O, kalptir. (Buhârî, Îmân, 39; Müslim, Müsâkât, 107.) 38- Mü'minin başka hiç kimsede bulunmayan ilginç bir hali vardır; O'nun her işi hayırdır. Eğer bir genişliğe (nimete) kavuşursa şükreder ve bu onun için bir hayır olur. Eğer bir darlığa (musibete) uğrarsa sabreder ve bu da onun için bir hayır olur. (Müslim, Zühd, 64; Dârim”, Rikâk, 61.) 39- Bir müslümanın diktiği ağaçtan veya ektiği ekinden insan, hayvan ve kuşların yedikleri şeyler, o müslüman için birer sadakadır. (Buhârî, Edeb, 27; Müslim, Müsâkât, 7, 10.) 40- Bizi aldatan bizden değildir. (Müslim, Îmân, 164.)

Hicri Takvim, Hicri Aylar & Hicri Takvim Hesaplama


 Hicri Takvim, Hicri Aylar & Hicri Takvim Hesaplama


BURADAN 6 DİLDE HİCRİ TAKVİM İNCELE

Peygamber Efendimiz (sav.)’in Mekke’den Medine’ye hicretini başlangıç olarak kabul eden Hicri takvim ay yılı esas alınarak düzenlenmiş bir takvimdir. Müslümanların takvimi olarak da bildiğimiz hicri takvimle ilgili merak edilenleri bu yazıda sizler için derledik. Hicri takvim nedir, Hicri aylar nelerdir, Hicri takvim hesaplama nasıl yapılır gibi soruların cevapları yazımızda…

Hicri Takvim Nedir?

İslami takvim olarak da bildiğimiz Hicri takvimde 1 yıl, Miladi takvimden farklı olarak 354 yahut 355 gündür. Ay’ın, Dünya’nın çevresindeki dönüşünü temel alarak düzenlenen Hicri takvim 12 kameri aydan oluşmaktadır. Hicri takvimde, Peygamberimizin (sav.) Medine’ye hicreti başlangıç kabul edilmiştir.

Peygamber Efendimiz (sav.)’in Mekke’den Medine’ye hicreti, İslam tarihinin şüphesiz en mühim olaylarından bir tanesi olarak tarihe geçmiştir. Peygamberimizin vefatından sonra, Hz. Ömer (ra.)’ın halifeliği döneminde Hz. Ali (ra.), Peygamberimizin hicretinin hicri takvimin başlangıcı olmasını teklif etmiştir. Teklifin Kabul edilmesiyle birlikte o tarihten itibaren Peygamberimizin hicreti yani 1 Muharrem, hicri takvimin başlangıcı olmuştur.

Hz. Ömer (Ra.)’ın halifeliğine kadar Müslümanlar takvimle alakalı belli bir sistem oluşturmamışlardır. Hz. Ömer (Ra.) halife olduktan sonra 639 yılında, İslam Dünyası’nda kullanılmak üzere bir takvim belirleme ihtiyacı doğmuştur. 639 senesinde oluşturulan meclis, bir takvim belirlemek üzere çalışmalara başladı. Meclis,Hz. Ali’nin teklifiyle Peygamber Efendimiz (sav.)’in Mekke’den Medine’ye hicret ettiği seneyi başlangıç yılı olarak kabul etti. daha önceleri Müslümanlar, yılları rakamların olduğu bir sistem üzerinden değil o yıllarda gerçekleşen önemli olaylar üzerinden tanımlıyordu. O sene yaşanan bir doğal afet, kıtlık yahut savaş gibi olaylar, o yılın ismini belirliyordu. Örneğin, Fil Senesi ya da Peygamberimizin Hz. Hatice Ve amcası Ebu Talib’I kaybettiği Hüzün Senesi gibi.

Hicri takvimin düzenlenmesi Ay’ın, dünyanın etrafındaki hareketlerine bağlı olarak gerçekleşir. Hicri takvimde her ayın başlama tarihi bir önceki ayın sonunda Ay’ın gökyüzünde görülmesiyle netleşmiş olur. Ay gökyüzünde belirdiğinde, artık yeni ay başlamıştır. Takvimin düzeni Ay’ın hareketlerine göre değiştiği için, bir önceki yılın takviminden farklı olacaktır. Dolayısıyla bayram, kandil gibi günlerin tarihleri de yeni yılda değişecektir.

Hicri takvim de Miladi takvim gibi 12 aydan oluşmaktadır. Ancak Miladi takvim, Dünya’nın güneş etrafındaki hareketleri esas alınarak oluşturulduğu için 1 yıl 365 gündür. Hicri takvim Ay’ın Dünya etrafındaki hareketleri esas alınarak oluşturulduğu için 1 yıl 354-355 gündür. Hicri takvimin ilk ayı Muharremdir.

Hicri Aylar Nelerdir?

Hicri takvimde aylar aşağıdaki gibi sıralanmıştır:

Muharrem, Safer, Rebiülevvel , Rebiülahir, Cemayizelevvel, Cemayizelahir, Recep, Şaban, Ramazan, Şevval , Zilkade, Zilhicce.

Hicri takvimde miladi takvimde olduğu gibi 12 ay bulunmaktadır. Hicri takvim, Miladi takvimden farklı olarak ayın dünya etrafındaki hareketine göre hesaplandığı için Miladi takvimden on gün kısadır. Bu nedenle yıllar ilerledikçe hicri takvime göre hesaplanan Kurban Bayramı, Ramazan Bayramı gibi Müslümanlar için önemli günlerin tarihlerinde değişikliğe yol açmaktadır.

Hicri takvimde bulunan aylardan Zilkade, Zilhicce, Muharrem ve Recep ayları İslamiyet öncesi dönemlerde de kullanılan ve haram aylar olarak isimlendirilen aylardır. İslamiyet kabul edilip yayıldıktan sonra haram aylarda bir değişiklik yapılmamış ve kullanılmaya devam edilmiştir. Haram ayların İslamiyet öncesi dönemde Arap toplumu için anlamı büyüktür. Bu aylar geldiğinde bölgede çeşitli panayırlar kurulur, diğer bölgelerle ticaret yapılır ve yarışmalar düzenlendirdi. Haram ayların en büyük özelliği ise bu aylar geldiğinde savaşmanın yasaklanmasıydı. Islamiyet öncesi Arap toplumları arasında süregiden iç savaşlar olurdu. Haram ayların gelişiyle birlikte ise bu savaşlara ara verilirdi. Şehirlerde kurulan panayırlara yoğun katılım olur. Uzak bölgelerden gelen katılımcılar savaş korkusu olmadan bölgede konaklayabilirlerdi. Diğer bir adıyla barış ayları olan haram aylarda savaş olursa, bu savaşlara “Ficar Savaşları” adı verilirdi.

“(Kameri) yıl on iki aydır. Bunlardan dördü haram aylardır. Üçü birbiri ardınca gelir. Bu aylar: Zilkade, Zilhicce, Muharrem ve Cemaziyelahir ile Şa’ban arasındaki Receb ayıdır…” (Buhari 3197)

Hicri takvim Hicrî Şemsî takvim ve Hicri Kameri takvim olmak üzere ikiye ayrılır.

Hicri Şemsi Takvim, Osmanlı Dönemi’nde kullanılmış olan Rumi takvime denmektedir. Hicri kameri takvim ise Ay’ın Dünya etrafındaki hareketlerini esas aldığı için Arapça’da Ay anlamında gelen “Kameri” kelimesi ile anılmaktadır.

İslamiyet öncesi  zamanlarda Arap toplumu Kameri takvime 3 yılda bir 1 ay ekleme yaparak ayların yerlerinin sabitlenmesini sağlamıştır.  Bu sayede ayların ve tekabül ettikleri mevsimlerin yerleri aşağı yukarı aynı zamanlara denk gelmiştir. Bu durumu “nesi” olarak adlandıran Arap toplumunun temel amacı modern takvimlerde olduğu gibi sabit bir takvim oluşturmaktan ziyade haram aylar boyunca düzenledikleri hac ziyaretleri ve panayırların her yıl aynı döneme denk gelmesini sağlamaktı.

İslamiyetin yayılmasından sonra Müslümanlar islamiyet öncesinden kalma bu alışkanlığı devam ettirmişlerdir. Hac ibadeti, haram aylardan biri olan Zilhicce ayında eda edilmiştir. Fakat Kuran’da İslamiyet öncesi Arap toplumunun ortaya çıkardığı “nesi” uygulamasının ayları sabitleyerek haram ayları helal Kabul ettiği ve arapların savaşa ve yağmaya devam etmesi için üretilen bir hile olduğu söylenmiştir.  Bu nedenle, Hz. Ömer’in halifeliği döneminde hicri takvime geçilerek nesi uygulaması terk edilmiştir. Dolayısıyla İslam’ın haram ayları hicri takvimin düzeni gereği her yıl 11 gün geriden gelerek yılın tüm mevsimlerinde yaşanmaktadır.

Peki Müslümanlar neden Hicri takvim kullanmayı tercih etmiştir?

Hicri takvimin en önemli özelliği Ay’ın Dünya’nın etrafındaki dönüşüne göre belirlendiği için daima farklı aylara denk gelen mevsimsel düzene sahip olmasıdır. Bu değişken durum sebebiyle örneğin Ramazan ve Kurban bayramlarının denk geldiği mevsimler yıllara göre farklılık göstermektedir. Öyle ki, bir Müslümana Kurban Bayramı hangi ayda kultanır diye sorulduğunda, her yıl farklı bir aya denk gelir cevabı alınmaktadır. Bu durum Güneş sistemli modern takvimleri kullanan bizlere ilginç gelse de Ay’ın hareketlerini esas alan Hicri takvimde düzen bu şekildedir.

Ay ve Güneş takvimleri, yıllık ve mevsimsel durumlarda değişkenlik gösterseler de günlük ibadetleri etkilemezler. Ay takviminin müslümanlar tarafından tercih edilmesinin en büyük sebebi, Ramazan ayı ve Hac İbadeti gibi dünyanın dört bir tarafında yaşayan Müslümanların koşullarını etkileyen ibadetler olmuştur. Örneğin, Müslümanlar Miladi takvime göre bir düzen kurmuş olsaydı, sabit bir takvimleri olacağından daima yılın aynı ayında oruç tutmaları gerekecekti. Bu durumda Ekvatorun farklı kürelerinde yaşayan Müslümanların ibadetleri aynı zamana denk gelemeyecekti. Bu durum Müslümanların dünyanın farklı bölgelerinde olsalarda aynı anda aynı ibadeti yaparak yahut bayramları birlikte kutlayarak ulaştıkları ümmet bilincinin eksik kalmasına sebep olabilirdi.

Aynı zamanda yılın belirli bir ayını Ramazan ayı olarak Kabul etmek, saat farklarından dolayı oluşacak sıkıntılara da yol açacaktır. Dünyanın bir bölümünde uzun saatler oruç tutmak zorunda kalacak müslümanlar diğer bölümünde ise kısa sürede orucunu açacak Müslümanlar…İslam’ın adil muamelesine uymayan bu durumun önüne geçmek için Ay takvimini esas almak gerekliydi.

Aynı durumları Hac ibadeti için de düşünebiliriz. Haccı her sene sabit bir dönemde gerçekleştirmek zorunda olsaydık günümüz şartlarında yaşayan müslümanlar için büyük zorluklar söz konusu olabilirdi. Örneğin hac yalnızca şubat ayında yapılsaydı işini bırakıp ibadet için hacca gitmesi mümkün olmayan Müslümanlar hac ibadetinden mahrum kalabilirdi. Fakat Ay takvimine göre bir Müslüman, hac ibadeti her yıl farklı aylara denk geldiğinden, hesabını yapıp kendi bütçesine ve iş durumuna uygun bir zamana denk getirerek hac ibadetini yerine getirebilmektedir.

Sonuç itibariyle, Peygamber Efendimiz (sav.)’in uygulanması için ön ayak olduğu Hicri takvim, müslümanların hayatlarını kolaylaştırmak ve aralarındaki bağı kuvvetlendirmek için oluşturulmuş faydalı bir system olmuştur.

Hicri takvimde yer alan ayların hepsi bir manaya sahiptir. Gelin bu manalara yakından bakalım:

Muharrem Ayı: Müslümanlara mübarek kılınan ve günah işlemenin yasaklandığı haram ayların birincisidir.

Safer Ayı: Musibetlerin arttığı ay olarak da bilinen, bol bol sadaka verilmesi tavsiye edilen aydır.

Rebiülevvel Ayı: Sözlükte bahar anlamına da gelen, Peygamberimiz (sav.) dünyaya geldiği aydır.

Rebiülahir Ayı: Sonbahar anlamına gelen hicri yılın dördüncü ayıdır.

Cemaziyelevvel: Yılın beşinci ayı olan tövbe ve tefekkür ayıdır.

Cemaziyelahir: Hicri yılın altıncı ayıdır.

Recep Ayı: Haram ayların ikincisidir.

Şaban: Üç ayların ikincisi olan aydır.

Ramazan Ayı: On bir ayın sultanı, oruç ayıdır.

Şevval: Yılın onuncu ayıdır.

Zilkade: Haram ayların üçüncüsüdür.

Zilhicce: Haram ayların dördüncüsü ve yılın son ayıdır.

Hicri Takvim Hesaplama

Hicri takvim hesaplama yaparken kafanıza takılan sorulara değindik. Hicri takvim, Ay’ın Dünya etrafındaki dönüşü esas alınarak oluşturulan bir takvim olduğu için Güneş sistemli miladi takvim düzeninde yaşayan bizler için kafa karıştırıcı olabilmektedir. Çünkü, Hicri takvime göre dinimizdeki önemli gün ve geceler yıldan yıla değişiklik göstermektedir. Ay’ın Dünya etrafındaki dönüşünü tamamlaması 354-355 gün kadar sürdüğünden, Hİcri takvim, Miladi takvime göre her yıl 11 gün geriden gelmektedir. 

Bu nedenle de Ramazan Bayramı, Hac ibadeti, Kandiller gibi önemli gün ve gecelerin konumu her yıl değişmektedir. Bu değişikliği hesaplamak için önceden çeşitli yöntemler geliştirilmiş olsa da artık dinimizin mübarek gün ve gecelerinin tarihlerini öğrenmek ve hatta hesaplamak çok kolay. Arama motorlarında mevcut çok sayıda takvim hesaplama sitesi sayesinde Hicri takvimde merak ettiğiniz gün ve gecelerin Miladi takvimde hangi zamana tekabül edeceğini kolaylıkla öğrenebilirsiniz.



Hiç yorum yok:

Yorum Gönder

Yorum Yazma Kuralları !

1- Küfürlü, Sataşmacı, Spam veya Reklam İçeren Yorumlar Yapmamaya

2-Yaptığınız yorumun, yazıyla alakalı olmasına Spam veya Reklam İçeren Yorumlar olmamasına özen gösteriniz.

3- Her zaman nazik bir üslup kullanmaya dikkat ediniz.

4- Cevap yazma süresi değişiklik gösterebilir.

5- Yorumlarınız Yönetici Onayından Geçtikten Sonra Yayınlanacaktır.

6- Anlayışınız için TEŞEKKÜRLER..

Dost Yurdu Radyo

Popüler Yayınlar

Hadis-i şerifte: "Kim ümmetime dini işlerine dair kırk hadis hıfzediverirse, Allah Teâlâ onu alimler zümresinde haşreder.... Ben de kıyamet gününde ona şahid ve şefaatçi olurum" buyurulmuştur. 1- Kolaylaştırınız, güçleştirmeyiniz, müjdeleyiniz, nefret ettirmeyiniz. (Buhârî, İ lm, 12; Müslim, Cihâd, 6.) 2- İslâm, güzel ahlâktır. (Kenzü'l-Ummâl, 3/17, HadisNo: 5225) 3- İnsanlara merhamet etmeyene Allah merhamet etmez. (Müslim, Fedâil, 66; Tirmizî, Birr, 16) 4- Nerede olursan ol Allah'a karşı gelmekten sakın; yaptığın kötülüğün arkasından bir iyilik yap ki bu onu yok etsin. İnsanlara karşı güzel ahlakın gereğine göre davran. (Tirmizî, Birr, 55) 5- Hayra vesile olan, hayrı yapan gibidir. (Tirmizî, İlm, 14.) 6- Mümin, bir delikten iki defa sokulmaz. (Mümin, iki defa aynı yanılgıya düşmez) (Buhârî, Edeb, 83; Müslim, Zühd, 63.) 7- Allah, sizden birinizin yaptığı işi, ameli ve görevi sağlam ve iyi yapmasından hoşnut olur. (Taberânî, el-Mu'cemü'l-Evsat, 1/275; Beyhakî,.) 8- İman, yetmiş küsur derecedir. En üstünü “Lâ ilâhe illallah (Allah'tan başka ilah yoktur)” sözüdür, en düşük derecesi de rahatsız edici bir şeyi yoldan kaldırmaktır. Haya da imandandır. (Buhârî, Îmân, 3; Müslim, Îmân, 57, 58). 9- Müslüman, insanların elinden ve dilinden emin olduğu kimsedir. (Tirmizî, Îmân, 12; Nesâî, Îmân, 8.) 10- (Mümin) kardeşinle münakaşa etme, onun hoşuna gitmeyecek şakalar yapma ve ona yerine getirmeyeceğin bir söz verme. (Tirmizî, Birr, 58.) 11- İnsanların Peygamberlerden öğrenegeldikleri sözlerden biri de: “Utanmadıktan sonra dilediğini yap!” sözüdür. (Buhârî, Enbiyâ, 54; EbuDâvûd, Edeb, 6. ) 12- (Allah Rasûlü) “Din nasihattır/samimiyettir” buyurdu. “Kime Yâ Rasûlallah?” diye sorduk. O da; “Allah'a, Kitabına, Peygamberine, Müslümanların yöneticilerine ve bütün müslümanlara” diye cevap verdi. (Müslim, İ mân, 95 ) 13- Kim kötü ve çirkin bir iş görürse onu eliyle düzeltsin; eğer buna gücü yetmiyorsa diliyle düzeltsin; buna da gücü yetmezse, kalben karşı koysun. Bu da imanın en zayıf derecesidir. (Müslim, Îmân, 78; Ebû Dâvûd, Salât, 248.) 14- İki göz vardır ki, cehennem ateşi onlara dokunmaz: Allah korkusundan ağlayan göz, bir de gecesini Allah yolunda, nöbet tutarak geçiren göz. (Tirmizî , Fedâilü'l-Cihâd, 12.) 15- Zarar vermek ve zarara zararla karşılık vermek yoktur. (İbn Mâce, Ahkâm, 17; Muvatta', Akdıye, 31.) 16- Hiçbiriniz kendisi için istediğini (mü'min) kardeşi için istemedikçe (gerçek) iman etmiş olamaz. (Buhârî, Îmân, 7; Müslim, Îmân, 71.) 17- Müslüman müslümanın kardeşidir. Ona zulmetmez, onu (düşmanına) teslim etmez. Kim, (mümin) kardeşinin bir ihtiyacını giderirse Allah da onun bir ihtiyacını giderir. Kim müslümanı bir sıkıntıdan kurtarırsa, bu sebeple Allah da onu kıyamet günü sıkıntılarının birinden kurtarır. Kim bir müslümanı(n kusurunu) örterse, Allah da Kıyamet günü onu(n kusurunu) örter. (Buhârî, Mezâlim, 3; Müslim, Birr, 58.) 18- İman etmedikçe cennete giremezsiniz, birbirinizi sevmedikçe de (gerçek anlamda) iman etmiş olamazsınız. (Müslim, Îmân, 93; Tirmizî, Sıfâtu'l-Kıyâme, 56.) 19- İşçiye ücretini, (alnının) teri kurumadan veriniz. (İbn Mâce, Ruhûn, 4 .) 20- Rabbinize karşı gelmekten sakının, beş vakit namazınızı kılın, Ramazan orucunuzu tutun, mallarınızın zekatını verin, yöneticilerinize itaat edin. (Böylelikle) Rabbinizin cennetine girersiniz. (Tirmizî, Cum'a, 80.) 21- Hiç şüphe yok ki doğruluk iyiliğe götürür. İyilik de cennete götürür. Kişi doğru söyleye söyleye Allah katında sıddîk (doğru sözlü) diye yazılır. Yalancılık kötüye götürür. Kötülük de cehenneme götürür. Kişi yalan söyleye söyleye Allah katında kezzâb (çok yalancı) diye yazılır. (Buhârî, Edeb, 69; Müslim, Birr, 103, 104.) 22- ( Mümin) kardeşine tebessüm etmen sadakadır. İyiliği emredip kötülükten sakındırman sadakadır. Yolunu kaybeden kimseye yol göstermen sadakadır. Yoldan taş, diken, kemik gibi şeyleri kaldırıp atman da senin için sadakadır. (Tirmizî, Birr, 36.) 23- Allah sizin ne dış görünüşünüze ne de mallarınıza bakar. Ama o sizin kalplerinize ve işlerinize bakar. (Müslim, Birr, 33; ‹bn Mâce, Zühd, 9; Ahmed b. Hanbel, 2/285, 539.) 24- Allah'ın rızası, anne ve babanın rızasındadır. Allah'ın öfkesi de anne babanın öfkesindedir. (Tirmizî, Birr, 3.) 25- Üç dua vardır ki, bunlar şüphesiz kabul edilir: Mazlumun duası, misafirin duası ve babanın evladına duası. (İbn Mâce, Dua, 11.) 26- Hiçbir baba, çocuğuna, güzel terbiyeden daha üstün bir hediye veremez. (Tirmizî, Birr, 33.) 27- Peygamberimiz işaret parmağı ve orta parmağıyla işaret ederek: “ Gerek kendisine ve gerekse başkasına ait herhangi bir yetimi görüp gözetmeyi üzerine alan kimse ile ben, cennette işte böyle yanyanayız” buyurmuştur. (Buhârî, Talâk, 25, Edeb, 24; Müslim, Zühd, 42.) 28- Küçüklerimize merhamet etmeyen, büyüklerimize saygı göstermeyen bizden değildir. (Tirmizî, Birr, 15; Ebû Dâvûd, Edeb, 66) 29- Sizin en hayırlılarınız, hanımlarına karşı en iyi davrananlarınızdır. (Tirmizî, Radâ', 11; ‹bn Mâce, Nikâh, 50. Tirmizî, Birr, 15; Ebû Dâvûd, Edeb, 66.) 30- Cebrâil bana komşu hakkında o kadar çok tavsiyede bulundu ki; ben ( Allah Teâlâ) komşuyu komşuya mirasçı kılacak zannettim. (Buhârî, Edeb, 28; Müslim, Birr, 140, 141) 31- Birbirinize buğuz etmeyin, birbirinize haset etmeyin, birbirinize arka çevirmeyin; ey Allah'ın kulları, kardeş olun. Bir müslümana, üç günden fazla (din) kardeşi ile dargın durması helal olmaz. (Buhârî, Edeb, 57, 58.) 32- (İnsanı) helâk eden şu yedi şeyden kaçının. Onlar nelerdir ya Resulullah dediler. Bunun üzerine: Allah'a şirk koşmak, sihir, Allah'ın haram kıldığı cana kıymak, faiz yemek, yetim malı yemek, savaştan kaçmak, suçsuz ve namuslu mümin kadınlara iftirada bulunmak buyurdu. (Buhârî, Vasâyâ, 23, Tıbb, 48; Müslim, Îmân, 144) 33- Allah'a ve ahiret gününe imân eden kimse, komşusuna eziyet etmesin. Allah'a ve ahiret gününe imân eden misafirine ikramda bulunsun. Allah'a ve ahiret gününe imân eden kimse, ya hayır söylesin veya sussun. (Buhârî, Edeb, 31, 85; Müslim, Îmân, 74, 75) 34- Söz taşıyanlar (cezalarını çekmeden yada affedilmedikçe) cennete giremezler. (Müslim, Îmân, 168; Tirmizî, Birr, 79.) 35- Dul ve fakirlere yardım eden kimse, Allah yolunda cihad eden veya gündüzleri (nafile) oruç tutup, gecelerini (nafile) ibadetle geçiren kimse gibidir. (Buhârî, Nafakât, 1; Müslim, Zühd, 41; Tirmizî, Birr, 44; Nesâî, Zekât, 78) 36- Her insan hata eder. Hata işleyenlerin en hayırlıları tevbe edenlerdir. (Tirmizî, Kıyâme, 49; İbn Mâce, Zühd, 30.) 37- İnsanda bir organ vardır. Eğer o sağlıklı ise bütün vücut sağlıklı olur; eğer o bozulursa bütün vücut bozulur. Dikkat edin! O, kalptir. (Buhârî, Îmân, 39; Müslim, Müsâkât, 107.) 38- Mü'minin başka hiç kimsede bulunmayan ilginç bir hali vardır; O'nun her işi hayırdır. Eğer bir genişliğe (nimete) kavuşursa şükreder ve bu onun için bir hayır olur. Eğer bir darlığa (musibete) uğrarsa sabreder ve bu da onun için bir hayır olur. (Müslim, Zühd, 64; Dârim”, Rikâk, 61.) 39- Bir müslümanın diktiği ağaçtan veya ektiği ekinden insan, hayvan ve kuşların yedikleri şeyler, o müslüman için birer sadakadır. (Buhârî, Edeb, 27; Müslim, Müsâkât, 7, 10.) 40- Bizi aldatan bizden değildir. (Müslim, Îmân, 164.)